Yasam
Moderator

Günümüzde teknoloji sayesinde iletişim kurmak her zamankinden kolay. Bir tuşla ulaşabiliyor, saniyeler içinde mesajlaşabiliyoruz. Ama ne tuhaf ki, iletişimin bu kadar kolaylaştığı bir çağda gerçek anlamda anlaşabilmek, hala ilişkilerdeki en büyük sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Peki, neden hâlâ konuşamıyoruz? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.

Açık iletişim kuramamak hala ilişkilerdeki en büyük sorunlardan biri olmaya devam ediyor.İşte tam bu noktada açık iletişimin önemi ortaya çıkıyor.AÇIK İLETİŞİM NE DEMEK?Açık iletişim; bireyin duygu ve düşüncelerini doğrudan, net ve yapıcı bir şekilde ifade edebilmesidir. Ancak burada ‘‘açıklık’’, saldırganlıkla, patavatsızlıkla ya da kırıcı olmakla karıştırılmamalıdır. Açık iletişim demek, duygularımızı bastırmadan ama incitmeden paylaşabilmektir.

Psikolojik olarak bakıldığında, bastırılan ya da ifade edilemeyen duygular zamanla içsel çatışmalara ve hatta fiziksel rahatsızlıklara yol açabilir. Çünkü insan zihni, dışa vurulamayan duyguları içeride taşıyamaz. Bu yüzden açık iletişim, sadece ilişkilerimizi değil, psikolojik sağlığımızı da doğrudan etkiler.

Açık iletişimin amacı; duyguların ve düşüncelerin net bir şekilde paylaşılması, yanlış anlamaların önüne geçilmesi ve bağ kurmanın derinleşmesidir.Diyelim ki bir davranış sizi rahatsız etti. İçinize atmak, varsayımlarda bulunmak ya da kendi kendinize senaryolar yazmak yerine şöyle diyebilirsiniz:“Bu davranışının beni üzdüğünü bilmeni isterim.”Ya da:“Bu olay beni kırdı, bunu seninle paylaşmak istedim.”Bu tür cümleler hem duygularınızı karşı tarafa göstermenizi sağlar hem de karşınızdakine sizin sınırlarınızı öğretir. Aynı zamanda daha derin ve güvenli bir iletişim zemini oluşmasına katkı sağlar.Ve unutmayın, açık iletişim yalnızca olumsuz duyguları ifade etmek için değil, takdir, sevgi ve güven gibi olumlu duyguları da paylaşmak için kullanılır:“Bu yaklaşımın beni çok mutlu etti.”“Senin bu işi başaracağına inanıyorum.”“Hayatımda olduğun için çok şanslıyım.”İlişkileri besleyen şey, sadece sorunları çözmek değil; güzellikleri de dile getirmektir."Sen" Dili mi, "Ben" Dili mi?İletişimde en sık yapılan hatalardan biri, “sen” diliyle konuşmaktır.Sen dili; suçlar, yargılar, öfke yükler.Ben dili ise; duyguya odaklanır, sorumluluk alır ve karşı tarafı savunmaya geçmeden dinlenebilir kılar.

Örneklerle açıklarsak:•“Beni üzdün!” → Sen dili (suçlayıcı)•“Ben bu durumdan dolayı kendimi üzgün hissediyorum.” → Ben dili (duygusal sorumluluk)•“Hep böyle yapıyorsun!” → Sen dili (genelleyici ve yargılayıcı)•“Bu durum beni zorladı, başka bir yolu var mı konuşabilir miyiz?” → Ben dili (çözüm odaklı)

Psikolojide “ben dili” kullanmak, bireyin öz-farkındalığını ve duygusal zekâsını geliştirmesiyle doğrudan ilişkilidir. Aynı zamanda bu dil, güvenli bağlanmanın da temel yapı taşlarından biridir.

Kapalı iletişimin hâkim olduğu toplumlarda yüzeysel ilişkiler, kronik anlaşmazlıklar ve psikolojik sıkışmalar çok yaygındır. Çünkü insanlar duygularını ifade etmeyi öğrenmeden büyür. Birçok kişi, çocuklukta duyduğu ‘‘sus’’, ‘‘ayıp’’, ‘‘büyüklere karşı gelinmez’’ gibi mesajlar nedeniyle duygularını bastırmayı öğrenir. Sonra da yetişkinlikte bu bastırmalar iletişimsizliğe, yalnızlığa, hatta depresyona dönüşür.Oysa sağlıklı ilişkiler, konuşulabilen ilişkilerden çıkar. Ve evet, bütün mesele anlaşabilmektir.